Web Geliştirici | Tasarımcı

Çağımızın yeni yıldızı Espor

Çağımızın yeni yıldızı “Espor”

Faturadan, devlete, nabızdan, reçeteye, randevudan, ihracata her şeyin başına gelen “E” sporun da başına geldi. Peki, nedir bu espor?

                Elektronik uygulamaya geçirilen sistemlerin başına “e” getiriliyor. Yani başka bir deyişle “e” eşittir “elektronik” de denilebilir. Espor(Elektronik Spor) ise elektronik ortamda oynanan bilgisayar oyunlarını kapsıyor. Peki, nasıl oluyor da bir bilgisayar oyunu spor kategorisine giriyor? Bunu anlayabilmek için öncelikle spor dediğimiz terimin neyi kapsadığını açıklayalım.

Uluslararası Spor Federasyonları Birliği’nin(Sportaccord) spor tanımlaması uyarınca bir aktivitenin spor olarak sayılabilmesi için şunların olması gerekir:

“Rekabet ögesi barındırmalı.

Canlı hiç bir varlığa zarar vermemeli.

Tek bir tedarikçi tarafından sağlanan bir ekipmana bağlı olmamalı.

O spor alanı için belirlenmiş herhangi bir “şans” ögesine bağlı olmamalı.”

Yani bu tanımlamaya göre; Esporda bir spor çeşididir.

Bir kıyaslama yapacak olursak; futbolda bulunan kondisyon, oyun zekası, teknik, takım oyunu, psikoloji gibi etkenler esporda da geçerli.

 Teknolojinin hızla geliştiği ve sürekli yeniliklerin yaşandığı bilgisayar dünyasının parlayan yıldızı ise “oyunlar”. Her türlü yüksek sınıf donanımlar, ütopik RAM miktarları, ultra hızlı diskler, SSD’ler, M2’ler, Type-C’ler, Tepki süreleri, İşlemciler, Ping değerleri. Bütün bu terimler oyunlarla birlikte anlam kazanan, daha iyi, daha hızlı, ve daha güçlü bir oyun deneyimi için gerekiyor.

Ülkemizde yeni yeni adını duyduğumuz bu dalın serüveni dünyada 1972’de başladı

Bilinen en eski video oyunu yarışması 19 Ekim 1972’de Stanford üniversitesinde Spacewar oyunu için düzenlendi. Bu turnuvanın ödülü ise Rolling Stone müzik dergisinin bir yıllık aboneliği idi. Atari tarafından 1980’de yapılan Space Invaders şampiyonası ABD genelinde 10.000’den fazla katılımcısı ile büyük ölçekli ilk video oyunu yarışması olarak biliniyor.

İnternetin gelişmesiyle bu turnuvalar günümüze kadar çeşitli şekillerde ve büyüyerek sürdürülmekte. En çok hayrana sahip oyunların arasında League of Legends, Counter Strike: Global offansive, Dota, FIFA gibi oyunlar yer alıyor.

Türkiye’de ise bilinen ilk espor takımı, 2003 yılında CS:GO kadrosu ile Dark Passage takımı. Bu takım 2012’de League of Legends oyunu için de kadro kurdu. Ayrıca takımın 2013 yılından itibaren, sadece kadın oyunculardan oluşan “Dark Passage Ladies” kadrosu da bulunuyor. Bu alana artan taleple birlikte bağımsız takımların yanı sıra 2015 yılında Beşiktaş, 2016 yılında ise Fenerbahçe ve Galatasaray da espor takımları oluşturdular.

Turnuvaların artması ve ilginin büyümesi neticesinde ülkemiz adına takımlar avrupa arenasında boy gösterdi.  2014’de Almanya’da gerçekleşen International Lol Wilcart turnuvasında ülkemizi Dark Passace temsil etti. Avustralya’nın Legacy eSports takımını 3-0 yenerek birinci oldu. Bu alanda elde edilen ilk uluslararası başarımızda Dark Passage’dan geldi.

Ayrıca CS:GO 2016 Dünya Şampiyonası’nda (TWC 2016) ülkemizi temsil eden Space Soldiers, Arjantin’e karşı 0-11 geride iken maçı 16-14 kazanarak birinci oldu ve 50bin Amerikan doları ödül kazandı.

                Şimdi gelelim asıl meselemize, espor nerede ve nereye doğru gidiyor?

Dünyadaki kitlesi çok üst düzeyde olan bu organizasyonun Türkiye’de de hiçte azımsanmayacak kadar geniş bir kitlesi var.

Araştırmalar bizlere Türkiye’de 20 milyonun üzerinde espor oyuncusu olduğunu gösteriyor.

Bu ışıltılı dünyanın profesyonellerine espor üzerine gerçekleştirdiğimiz bazı röportajları sizlerle paylaşmak istedik. Katılımcı olan tüm oyuncularımıza tekrar teşekkür ederiz.

League of Legends oyununda kendini kanıtlamış Galatasaray’ın üst koridor oyuncusu Ranger ile başlıyoruz.

Merhaba Ranger, kısaca seni tanıyabilir miyiz?

  • Merhabalar benim adım Onur Can Aslan. 19 yaşındayım ve Konyalıyım. Espor dünyasına katılalı neredeyse iki yıl oldu. Kariyerim Bursaspor’da başladı ve şu an Galatasaray’da oynuyorum.

Peki Onur, espora nasıl başladın? Süreç nasıl gelişti?

  • Espora başlama nedenim bu oyunda bir yerlere gelmekti, potansiyelim olduğunu ve bunu çok istediğimi biliyordum. EUW sunucusunda oynayıp yüksek derecelere ulaştım ve ardından Bursaspor’a katıldım. Süreç böyle gelişti.

Karşılaştığın en zorlu rakip ve maç hangisiydi?

  • Karşılaştığım en zorlu rakip Ruin’di. En zor maç ise Dark Passage zamanı Irelia – Renekton maçıydı.

Yaşadığın en duygusal an?

  • Yaşadığım en duygusal an, Bursaspor zamanında ilk galibiyetimdi. Aurora’ya karşı oynadığım Darius oyunuydu.

Esporcuların asosyal bir yaşamı olduğu söylenir, bu konu hakkında senin görüşün nedir?

  • Esporcuların hayatı sadece bilgisayar başında oyun oynamak değil. Bu söylentinin; bu durumu abartıp yemeden içmeden kesilen insanlar için söylendiğini düşünüyorum. Sosyal olmak çevre ile iletişim kurmak, birlikte gezmek, dolaşmak, etkinliklere katılmak değil mi zaten? Ki ben hayatın içinde olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden bu söylentiye katılmıyorum.

Son olarak, kısaca bize çalışma programından bahseder misin?

  • Tabii, çalışma programım çok basit. Uyan, kahvaltı yap, uyuyana kadar oyun oyna. Tabii aralarda dışarı da çıkılır, yemeğe de gidilir.

Peki Onur, sorularımızı yanıtladığın için teşekkür eder, kariyerinde de başarılar dileriz.

  • Rica ederim, ayrıca ben de teşekkür ederim.

Ranger’a röportajımıza renk kattığı için teşekkür ediyoruz. Galatasaray demişken, Fenerbahçe ile röportaj yapmamak olmazdı. Yine League of Legends dünyasından 2019-2020 Sezonu Fenerbahçe ADC’si Neos’a kulak verelim.

Merhaba Neos, kısaca seni tanıyabilir miyiz?

  • Merhaba, ben Önder Akbaşoğlu 21 yaşındayım ve Bolu’da yaşıyorum.

Kaç yıldır LoL oynuyorsun ve profesyonelliğe geçiş sürecinden bahseder misin?

  • 6 yıldır LoL oynuyorum bunun son 3 yılı ise profesyonel süreç. Profesyonellik sürecim Avrupa sunucularında tekli derecede yükselişimden kaynaklandı diyebilirim. Böylece takımların dikkatini çektim ve profesyonelliğe geçiş yaptım.

Sence diğer ülkelere kıyasla ülkemizde espor hangi düzeyde?

  • Maalesef yurtdışına kıyasla pek yatırım yapılmıyor veya sponsor çekemiyor. Avrupa ve uzak doğuya bakıldığı zaman ülkemizden çok daha ileri bir düzeyde olduğunu söyleyebilirim.

Profesyonel süreçte en unutamadığın an diye soracak olsam?

  • En unutamadığım an 1907 Fenerbahçe takımında oynarken ilk şampiyonluk liginde MVP (En değerli oyuncu ) seçilmem.

Espor alanına yönelmek isteyen LoL deyimi ile, sihirdarlar için bir önerin var mı?

  • Öncelikle bu işin riskli bir iş olduğunu söylemek istiyorum. Oyun oynamak ile bunu bir iş olarak yapmak çok farklı şeyler, başarılı olmak ise herkesin kendi elinde.

Son sorum. Bu işte sosyal medyada lanse edildiği kadar büyük bir gelir var mı?

  • Bu işin geliri hakkında sosyal medyada genellikle en üst düzey kazanan oyuncuları yazıyorlar.  Fakat bilinmeyen bir şey var ki herkes aynı parayı almıyor. Futboldan bir örnek verecek olursam; tüm oyuncular Ronaldo ile aynı parayı almıyor, burada da aynı şekilde. Marka değeri dediğimiz şeyler var, ne kadar iyi oyuncu alırsan sponsorlar da o yönde yükselir. Bazı oyuncular elde ettiği gelirle bu sektörde geleceğini kurtarırken, bazı oyuncular bir kazanç bile elde edemeden sektörden kayboluyor.

Röportajımıza katıldığın için teşekkür eder, sana da başarılar dileriz.

League of Legends röportajlarımızı burada noktalarken Türkiye’de resmi desteği ile ligi bulunan Türk yapımı FPS oyunu Zula’ya da göz atalım.

Taksim, Mülteci Kampı gibi pek çok tanıdık haritalar ve bilindik karakterlerle geniş bir oyuncu kitlesi olan Zula’nın profesyonel ligine uzanıyoruz.

İlk röportajımız Zula Süper Lig oyuncularından w4sili ile.

Merhaba w4sili bize kendini kısaca tanıtır mısın?

  • Merhaba, ben Ertuğrul PALA. Yirmi beş yaşındayım. 2008’den beri bilgisayar oyunu turnuvalarına katılıyorum. Şu an Beşiktaş’ta aktif olarak bu işi yapmaktayım.

Bize espor sürecinden ve zorluklarından bahseder misin?

  • Espor süreci oyunculuk bakımından baya sancılıydı, hala da öyle. Çünkü insanlar uzun zaman gelir elde etmeden sadece rekabet ortamında bulunmak için kendilerini gösterdiler. Açıkçası diğer ülkelere göre geride olduğumuzu ve gelişmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Karşılaşmalara nasıl hazırlanıyorsunuz ve herhangi bir totemin bulunuyor mu?

  • Her takım ve oyuncu farklı antrenman programına sahip. Biz haftada üç gün oyuna ayırıyoruz. Belirlediğimiz saatlerde toplanıp, haritalara çalışıp diğer takımlarla antrenman maçları yapıyoruz. Herhangi bir totemim bulunmuyor açıkçası.

Profesyonel süreçte yaşadığın en unutulmaz anın desek?

  • En unutulmaz anım… 2018’de Türkiye’yi temsilen Brezilya’ya gitmiştik. Oradaki üçüncülük maçında tüm Brezilya bizi desteklemişti. O anı hiç unutmam.

Ülkemizde espor alanında da futboldaki gibi ütopik rakamlar görebilecek miyiz?

  • Ülkemizde henüz olmasa da yurtdışında o paralar kazanılmaya başlandı. Oyuncular 2-3 sezon oynayıp, kendileri için rahat bir yaşam elde edebiliyorlar. Neden olmasın diyelim…

Peki, Ertuğrul; devam eden bir eğitimin var mı? Genelde konu eğitim olunca insanlar bir tercih yapmak zorunda kalıyor. Sen böyle bir durumda olsan hangi yolu seçerdin?

  • Ben eğitimimi Açık öğretimden devam ettiriyorum bu yüzden benim için bir problem olmuyor. Eğer bir tercih yapmak durumunda kalsam da eğitime devam ederdim.

Çok merak edilen bir soru var ki; İyi oyuncular güçlü bilgisayarlara ihtiyaç duyar derler. Her güçlü sistemi olan da iyi oyun oynayabilir mi?

  • Sistemin iyi olması oyuncuyu iyi yönde etkilediği doğru fakat her iyi sisteme sahip olan da iyi oyun oynamıyor maalesef.

Bu alana yönelmek isteyenler için bir tavsiyen bulunuyor mu?

  • Genç yaşta yönelmelerini tavsiye ederim. Okulla beraber güzel bir ek gelir sağlayabiliyor. Aynı zamanda sevdiğiniz işi yapıyorsunuz.

Ek olarak, ne kadar kazandığını paylaşmak ister misin? Merak edilecektir.

  • Kazancımız sabit değil bizim. Maaş almıyoruz şuan, turnuvadan ne gelirse.

Çok teşekkür ederiz katıldığın için. Gaziantep’ten sevgiler. Okulum ve şahsım adına sezonlar boyu başarılar diliyorum.

  • Ben teşekkür ederim güzel dilekleriniz için. Sevgiler…

W4sili ile güzel geçen röportajımızın ardından Zula Süper lig ekiplerinden Dark Passage’ın oyuncusu Oğuz (Syhtlex) ile röportajımıza geçiyoruz.

Merhabalar Oğuz, bize kendini tanıtır mısın? Oyun dünyasıyla ne zaman tanıştın?

  • Öncelikle ben Oğuz Hekimoğlu oyunlarda kullandığım ismim “Sythlex”. 18 yaşındayım, Kocaeliliyim ve Kocaeli’nde yaşıyorum. İzmit Final Anadolu Lisesinde okumaktayım. Oyunlarla çok öncesinde 7-8 yaşlarında tanıştım. FPS oyunları ile de sanırım 11 yaşlarında tanıştım. Çok klasik olacak ama ortaokulda arkadaşlarla okuldan kaçıp, internet kafelere gidip oyun oynayan nesildenim. Sonrasında ise bazı fps oyunlarında amatör ve yarı profesyonel olarak adlandırılan seviyede takımlarda oynadım, turnuvalara katıldım. Şu an hem oyuncuya verilen değer hem de maddi, manevi getirisi olduğundan aktif olarak Zula oynamaktayım.

Espor dünyasını 5 yıl sonra nerede görüyorsun?

  • Espor dünyada çok hızlı ve ciddi gelişmeler kaydediyor. Süre belirtemem yada tahminde bulunamam ama bu hızla ilerlerse günümüz spor dallarının önüne geçer diyebilirim.

Yaşadığın en duygusal an?

  • Yaşadığım en duygusal an, Zula Rekabet Turnuvası 3. Sezon Offline Final maçında VerliereNicht ekibine ilk haritayı kazanmamıza rağmen, ikinci haritayı kaybedip, 1 averaj farkla turnuvayı ikinci bitirmemizdi.

Esporun çok stresli bir alan olduğu fikrine katılıyor musun? Bu stres durumu turnuvalar esnasında seni nasıl etkiliyor?

  • Espor tabii ki çok stresli bir alan. Turnuva maçlarından bir süre önce maçın önemi fark etmeksizin ben dahil pek çok oyuncuyu etkiliyor ve beklenmedik bir sonuçla ayrılırsanız, sonrası için sizi mental olarak sıkıntıya düşürüyor.

Türkiye’nin bilinen ilk espor kulübünde olmak sence bir ayrıcalık mı?

  • Tabii ki bir ayrıcalık; esporla ilgilenen pek çok oyuncunun da hayalidir. Şuan ligde işler istediğimiz gibi gitmese de, kulübümüzün maddi ve manevi desteği çok iyi seviyede. Bu yüzden inişli çıkışlı dönemleri olsa da Dark Passage çok başarılı bir kulüp.

Bir yaş kısıtı bulunmuyor fakat Esporda oyuncuların 25-30 yaşlarında bırakmalarını nasıl değerlendiriyorsun?

  • Çoğu aslında fiziksel açıdan hala müsaitler. Benim düşüncem; mental olarak yoruluyorlar ve bıkıyorlar. Eski hırs ve heves olmayınca da bırakıyorlar. Bence yaşta değil, tamamen kafada bitiyor.

Kariyerinde bir dönüm noktası oldu mu?

  • Kariyerimin dönüm noktası geçen sezondu diyebilirim. Daha öncesinde özellikle rekabet liginde tanınan, bilinen bir oyuncuydum fakat final maçında DP’ye karşı gösterdiğim güzel performansla şuan Dark Passage’da bulunuyorum.

Esporcuların asosyal bir yaşam sürdürdükleri ver günlerini sadece oyun oynayarak geçirdikleri düşünülüyor. Buna katılır mısın? Senin sosyal yaşamın oyunun gölgesinde kalıyor mu?

  • Bu gerçekten cevaplamayı çok istediğim bir soru ve buna katılmıyorum. Çünkü esporcular dışarıdan hiçbir şey yapmayıp, sadece evden oyun oynuyor gibi gözükse de; ben dahil çoğu böyle değil. Evet, bazı oyuncular var gerçekten asosyal tabirine çok uygun. Sürekli oyundalar, dışarı ile iletişimi tamamen kopuk. Dediğim gibi, çoğu oyuncu bu tanımın dışında çünkü kötü bir sosyal hayat oyun içi sorunlara da yol açar. Kimse bütün gün evde ya da gaming houseda kalıp oyun oynayamaz.

Profesyonel oyuncu olmak bir popülerlik yaratıyor mu sence?

  • Evet, belirli bir popülerlik yaratıyor ama bazı ülkelerde espor oyuncularının popülaritesi öyle bir noktada ki; futbolcu veya bir sporcudan farksız. Ülkemizde henüz o seviyede değil.

Bu alandaki hedefin nedir peki?

İlk hedefim Zula Süper Ligde ilk 6’nın yer aldığı finallerde yer alıp, hem takım hem de bireysel olarak iyi bir performans sergilemek.

Peki bu durum senin eğitimini etkiliyor mu?

  • Her ne kadar ikisini bir arada götürmeye çalışsam da ister istemez etkiliyor.

Oğuz, cevapların için çok teşekkür ediyor kariyerinde başarılar diliyoruz.

Ulusal anlamda bazı oyuncular ile röportajlarımızı sizinle paylaştık.

“Bebekten önce oyuna oda!”

Tabii bu kadar büyük bir ilgiye sahip bir spor dalının amatör ve eğlence amaçlı yapılıyor olması da ona değer katıyor. Artık insanlar evlerinde yüksek donanımlarda bilgisayarlar kullanıyor, internet kafeler çok daha büyük yatırımlar ile Espor salonu haline getiriliyor.

Mekân tasarımda oyunlara ait objeler kullanılırken, rengârenk RGB altyapısına uygun klavyeler, hassas kulaklıklar ve 240 hertze varan monitörler kullanılıyor.

Bu iş öyle bir noktaya geldi ki Avrupa’da çok yaygın olan “Oyun odası” kültürü ülkemizde de sık sık görülüyor. Özellikle gençler ve yeni evlenen çiftler evlerinin bir odasını bebekten önce oyunlara ayırıyor. Tamamen yüksek donanımlarla ve ses yalıtımı ile donatılan bu odalar insanları içine hapsediyor.

Oyun dünyası için bir tutku ve fanatizm demek hiçte yanlış bir deyim olmaz. Bu işin eğlencesi kadar ticari bir sektörü de var.

İşin yereline baktığımız zaman Gaziantep’in ilk Espor salonu olan Planet’e göz atmak gerekir. Şehir genelinde internet kafelerin ilk espor olması yönde adımını atan şirket, şimdilerde çok daha büyük bir projenin hazırlığı içinde.

Planet’in kurucu ortaklarından Mehmet Cengiz ile gerçekleştirdiğimiz keyifli muhabbeti sizlerle de paylaşmak istedik. Çünkü bu muhabbetin içinde hem mekan sahiplerini hem de amatör oyuncuları ilgilendiren güzel haberler var!

Öncelikle bölge adına konuşmak istiyorum, bu bölgede bir esporcu potansiyeli olduğuna inanıyor musunuz?

  • Hem bu bölgede hem de diğer tüm bölgelerde olduğuna inanıyoruz. Bu iş ülkemizde genellikle İstanbul çevresinde dönüyor. Bizde bu algıyı değiştirmek istiyoruz. Bölgemizde gerçekten çok iyi takımlar var.

Potansiyeli ortaya çıkarmak için bir işletme olmanın dışında ne gibi işler yapıyorsunuz?

  • Planet olarak bu şehirde yüksek donanımlı sistemlerle modernizasyonu sağlamakta nasıl bayrağı biz taşıdıysak; oyuncuların kendilerini göstermesi için de elimizden geleni yapacağız, yapıyoruz.
  • Türkiye’de bir ilk olan “Cafe Ligi”’ni kurduk ve altyapısal çalışmalar devam ediyor. Bu sisteme şu ana kadar 300bin liradan fazla bir masraf gitti. İstanbul’daki ofisimizde bu iş için bir yazılım ekibimiz bulunuyor. Yakında kafeler aracılığı ile insanların takım olarak katılıp yükselebileceği 7 bölgeden oluşan karma takımlarla ligler oluşturacağız.
  • Aslında bir bakıma bunu yapmak zorunda bırakıldık çünkü takımlar yerelde ne kadar iyi olsa da üst düzey liglere katılamıyorlar. Sebebi de şu ki; burada bir yükselme sistemi yok. O liglere takımlar para ödeyerek giriyorlar.
  • Biz bu projemizi TESFED (Türkiye Elektronik Sporlar Federasyonu) onaylı ve destekli gerçekleştirmek istiyoruz.
  • Nasıl ki Gaziantep’te il oyuncu koltuğunu biz getirdiysek, ilk oyuncu ekipmanını, 1Gbps interneti sunduysak bunda da öncü olmak istiyoruz.

Büyük bir yatırımla bir lig oluşturuyorsunuz. Peki, buradaki amaç o bahsettiğimiz ulaşılmaz ligler için oyuncu yetiştirmek mi yoksa kendi adıyla yükselen ayrı bir lig olmak mı?

  • Öncelikle nasıl ki Gaziantep ve bölge genelinde bilinen bir mekânsak, bir markaysak; ulusal arenada da tanınmak bilinmek istiyoruz. Cafe ligini kurduğumuzda, oyuncular da bizimle birlikte adını duyuracak, tanınacak. Bizim hedefimiz bu. Bu işler tecrübe ile oluyor. Bu yüzden yerel turnuvalar düzenleyerek oyuncuları liglere hazırlıyoruz.

Genellikle bilinen liglerde büyük final organizasyonları düzenleniyor. Liginiz için büyük bir finali Karataş Spor Salonu’nda görebilecek miyiz? Hedefiniz nedir?

  • Tabii görebiliriz. Biz zaten kendi turnuvalarımızı Final Room’larla gerçekleştiriyoruz. Mekânımızdaki ayrı bir alanı kapatıp sadece oyuncuların bulunduğu final ortamı oluşturup, televizyondan yayınlıyoruz.
  • Ben İngilizce öğretmeniyim, bu proje haricinde yıllardır bende oyun dünyasının içindeyim, ilgili kurumlarla görüştük ve biz yerel olarak okullar için Akademi ligi oluşturmak istiyorum.
  • Bu konuda yetkililerden yanıt bekliyorum.

Peki, burası bir internet kafe mi? Espor Salonu mu?

  • Önceden internet kafe dediğimizde, insanların evinde internet yoktu, akıllı telefonlar yoktu. İnsanlar internete erişmek için internet kafelere gidiyordu. O zamanlarda evet, internet kafe idi. Fakat günümüzde artık bu tarz mekânlar internet kafe değil. Bununla ilgili mercilere de bir itirazımız oldu. Bizi internet salonu olarak gösteriyorlar, biz internet salonu değiliz. Oyun salonuyuz. Biz artık Espor merkezi, Espor salonu olarak görülmek istiyoruz.

Bir zamanlar internet kafeler çok revaçtaydı, sonra playstation salonları açıldı ve internet kafelerin etkinliği neredeyse yok olma derecesine geldi. Ardından internet kafeler büyük bir atılımla yeniden bayrağı eline aldı. Bunu nasıl yorumlarsınız?

  • Evet, internet kafeler bir ara öyle bir döneme girdi. Fakat burada nasıl ki bir televizyon kanalındaki izlenme oranı dizilerin içeriğine bağlı ise biz de oyunların içeriğine bağlıyız.

Bu çok maliyetli bir iş ve ilk olarak bu şehirde yüksek donanımlara sahip mekânı siz açtınız. Bu yatırımı yaparken tereddütleriniz var mıydı, sonuçta riskli bir iş?

  • Tabii, biz bölgede bir potansiyel olduğunu biliyorduk fakat getirisinin ne düzeyde olduğu hakkında bir fikrimiz yoktu. Bulunduğumuz konumla alakalı tereddütlerimiz vardı, farklı tereddütlerimiz vardı fakat açınca gördük ki Gaziantep’te gerçekten bir potansiyel var. Açılışta şunu gördük ki Gaziantep’te insanlar oyun ekipmanlarına, oyuncu koltuğuna aç. Hemen bizde bu duruma paralel olarak kapasitemizi arttırdık. Ardından insanların oyunu ve esporu sevdiğini gördük ve akabinde elit bölümü açıp yayın odaları ekledik.

Bildiğim kadarıyla sizin de espor takımlarınız bulunuyor, takımlar şuan ne durumda?

  • Bizim 2 takımımız var biri LoL diğeri CS:GO takımı. Geçen sezon CS:GO takımımızla ESL’e katılma konusunda ciddi mesafeler kat ettik fakat takımımız hazır olmadığı için elendik. LoL takımımız da bölgede bilinen güçlü bir takım. Zaza ve Barış’ın olduğu takım. Bu ikisi de aynı zamanda Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde.
  • LoL için kendi ligimizi oluşturduğumuzda takımımız burada mücadele edecek ve eminim ki kendilerini gösterecekler. Bakarsınız oradan bir transfer teklifi gelir ve bizde büyük takımlara oyuncu göndeririz.

Evet, uzun lafın kısası önü açık ve sürekli gelişmekte olan espor dünyası tüm cazibesi ile artık bir iş haline geldi. Nasıl ki profesyonel futbolcular ve halı sahada eğlencesine bu futbol icra edenler varsa espor da aynı konumda diyebiliriz. Espor merkezlerinde insanlar amatör olarak eğlence amaçlı oyunlar oynuyor. Oyun dünyası gün geçtikçe bünyesinde profesyonel insan istihdamını arttırsa da göz ardı edilemeyecek bir husus var ki o da oyunların beraberinde oluşturduğu ekonomik sistem.

Ayrım öyle bir noktaya geldi ki artık bilgisayar farklı, oyuncu bilgisayarı farklı. Anakartların oyuncu serileri, oyuncular için SSD’ler, oyuncular için koltuklar, monitörler… İşin teknolojik boyutu bir tarafa, oyunlarla üretilen içerikler bugün Youtube’da, Twitch’de ve daha pek çok sosyal ortamda milyonlar tarafından izleniyor.

Bu durum bulunduğumuz çağı daha eğlenceli bir hale mi getiriyor yoksa bizi aurasına çekip o bazı insanların “çukur” diye tabir ettiği yere mi sürüklüyor? Biz sizlere manzarayı ve profesyonel boyutlarını anlattık, cevabı da sizlere bırakıyoruz.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir